Bağımsız çalışma imkanı verilerek serbest bırakılan ve ağırlaştırılmış özen sorumluluğu
yükletilerek sınırlandırılan avukatlık, yasa gereğince kamu hizmeti ve serbest bir
meslektir. Avukatlık mesleğinin sınırları ceza, hukuk ve disiplin hükümleriyle çizilmiş;
ayrıca, mesleğe özgü kuralların bir araya gelmesiyle hukuk bilimi içinde yeni bir uzmanlık
ve uygulama alanı olarak Avukatlık Hukuku ortaya çıkmıştır. Ne var ki;
Serbest olarak Türkiye’de meslek icra eden avukatların Avukatlık Hukuku’na karşı
konumu, “terzinin kendi söküğünü dikememesine benzer”. Çoğu avukatın “en az bildiği”
mevzuat avukatlık mevzuatıdır ve sadece “gerek olduğunda” ulaşılmaya çalışılır. (Av. Atilla
Özen, Avukatlık Hukuku, Seçkin, 4. Baskı, 2021, Başlarken [Av. Mehmet Durakoğlu]). Keza, “avukatlar
sözleşme ve ücret konusunda kral çıplak özdeyişini yaşama geçirmektedir. Başkalarının
hakkını savunan avukat, kendisinin ücreti hususunda tam anlamıyla savunmasız ve
yalnızdır.” (Av. M. Haşim Mısır, Avukatlık Sözleşmesi ve Ücret, TBB Yayınları 380, Şubat 2020, Önsöz).
Avukatlar, profesyonel olarak müvekkil yararına kullandıkları mesleki bilgilerini müvekkil ile uyuşmazlık yaşayınca kişisel olarak kendi yararlarına etkin biçimde kullanamamaktadırlar.
Avukatlar, avukat-müvekkil ihtilaf çözümünün gerektirdiği Avukatlık Hukuku
bilgilerini iş yoğunluğu-zaman darlığı gibi nedenlerle vaktinde elde edemeyerek
veya kişinin kendisine karşı tarafsız olamaması gibi insan doğasından
kaynaklanan sebeplerle bilgileri yerinde-doğru değerlendiremeyerek sorun
yaşamaktadırlar.
Müvekkiller (veya iş sahipleri) de, hukuki konularda yeterli bilgiye sahip
olmamaları nedeniyle avukat-müvekkil ihtilaflarında öncelikle ve özellikle bilgiye
veya hukuki yardıma ihtiyaç duymaktadırlar.